Prof. Dr. Süleyman Pampal: Simav Fay Zonu’ndaki Depremler Hakkında Bilgi Verdi
Prof. Dr. Süleyman Pampal, Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremin “Simav Fay Zonu” üzerinde gerçekleştiğini belirtti. Pampal, depremlerin genellikle Simav Fay Zonu’nun batı ucundaki Sındırgı Fayı üzerinde meydana geldiğini ve bu bölgenin oldukça aktif bir fay zonu olduğunu vurguladı.
Simav ve Afyon’a kadar uzanan bu fay sisteminin genellikle 6 ila 7 büyüklüğünde depremlere neden olduğunu ifade eden Pampal, bölgedeki hareketliliğin sadece birkaç ayla sınırlı olmadığını belirtti. Son dönemde bölgede yaşanan depremlerin, Ege Denizi’ndeki deprem fırtınalarının karada da etkisini gösterdiğini açıkladı.
Batı Anadolu’nun Jeotermal Zenginlikleri
Pampal, Batı Anadolu’nun kabuk yapısının ince olduğuna dikkat çekerek, jeotermal bakımından zengin olduğunu ve buradan jeotermal enerji elde edildiğini belirtti. Burada bulunan sıcak su ve su buharı kaynaklarının aktif faylar sayesinde oluştuğunu dile getiren Pampal, fayların suyun yukarı doğru hareket etmesine neden olduğunu açıkladı.
Gelecekteki Depremler Hakkında Uyarı
Pampal, bölgede yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, Batı Anadolu’da meydana gelen depremlerin volkanik magmatik kökenli olduğunu belirterek, bu tür depremlerin devam edeceği konusunda uyardı. Özellikle Ege Denizi ve Sındırgı civarında yaşanabilecek depremlere dikkat çeken Pampal, bölge halkının hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Bilinçli ve Uygulamalı Hazırlık Önemli
Sındırgı çevresinde yıkıcı bir deprem beklenmediğini dile getiren Pampal, ancak artçı depremlerin 14-15 bin adede ulaşabileceğini belirtti. Depreme karşı hazırlıklı olmanın önemine değinen Pampal, özellikle bilinçli ve uygulamalı hazırlık süreçlerinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.
İstanbul’da Etkiler
Pampal, Sındırgı’daki depremlerin İstanbul’u etkilemeyeceğini belirtirken, Marmara Denizi içindeki Orta Marmara Fayı’nın İstanbul için daha büyük bir tehlike oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin deprem riski altında olduğunu söyleyen Pampal, riskleri azaltmanın önemine dikkat çekerek, depreme dayanıklı kentlerin kurulması ve kentsel dönüşüm sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtti.